MacBook Pro vs. iPad Pro: Deneyimler ve Geleceğe Dair Düşünceler...
MacBook Pro ile iPad Pro kıyaslanabilir mi? Bu iki cihaz birbirinin alternatifi mi? MacBook Pro ile yapılanlar iPad Pro ile yapılabilir mi? Ya da tam tersi? Peki ben hangisini daha sık ve daha verimli kullanıyorum? Hangisi tercih sebebi? iPad Pro yeterli oluyor mu? Yeni MacBook Pro gerçekten almaya

MacBook Pro ile iPad Pro kıyaslanabilir mi? Bu iki cihaz birbirinin alternatifi mi? MacBook Pro ile yapılanlar iPad Pro ile yapılabilir mi? Ya da tam tersi? Peki ben hangisini daha sık ve daha verimli kullanıyorum? Hangisi tercih sebebi? iPad Pro yeterli oluyor mu? Yeni MacBook Pro gerçekten almaya değer mi? Touch Bar işe yarıyor mu? Bu yazıda benim de başlarda kararsız kaldığım, aklıma takılan, bazılarının hala yanıtını aradığım, sizlerin de bana farklı zamanlarda sorduğu bir çok soruya yanıt vermeye çalışıyorum.
Uzun zamandır yazmak isteyip de bir türlü kafamı toparlayamadığım bir yazıydı bu, sonunda bugüne kısmetmiş. Keyifle yazıyorum, umarım siz de keyifle okursunuz... :)
Yeni MacBook Pro: Almaya değer mi?
2016’nın sonunda tanıtılan yeni MacBook Pro bir çok tartışmayı da beraberinde getirmişti. Yeterince hızlı mıydı, neden sadece USB-C port’ları vardı, Touch Bar gerekli miydi, Apple neden hala MacBook’u inceltmeye çalışıyordu?Yaklaşık 7 aydır kullandığım MacBook Pro, şimdiye kadar en az yoğunlukta kullandığım Mac cihazım oldu. Kötülüğünden, yavaşlığından ya da pil ömründen dolayı değil. Çünkü yeni MacBook Pro beni her anlamda tatmin eden, çok da mutlu olduğum bir Mac. Ancak sanırım benim kullanım alışkanlıklarım, beklentilerim ve ihtiyaçlarım yavaş yavaş değişmeye başladı.
Yanlış anlaşılmasın, MacBook Pro ile çalışmaktan hala çok keyif alıyorum. Yukarıda saydığım hiç bir konuda bir şikayetim yok. Tek derdim 11 inç bir MacBook Air’den sonra bana -hafiflemiş olmasına rağmen- hala ağır geliyor oluşu. :)
Yeni klavyesi, ekranı, performansı, port’ları, pil ömrü, vb. benim beklentilerimin üzerinde, gayet de mutlu olduğum bir cihaz. Bir çok foto ve video işleme işini, Sihirli Elma’daki yazıların önemli bir kısmını MacBook Pro ile yazıyorum (bu yazı değil), bir konu araştırması yaparken dev ekranı, TrackPad’i ve aynı anda onlarca sekme ve pencere açabilmek hala çok ciddi zaman kazandıran kritik özellikler benim için.
2012 model MacBook Air’den geçiş yaptığım için de çok mutluyum çünkü artık istediğim performansı alamıyordum eski cihazımdan. Yeni MacBook Pro ise eskisine göre müthiş hızlı olduğu için pek çok şeyi -anında- yapabiliyorum. :)
Yeni MacBook Pro: Touch Bar
En çok merak edilen ve tartışılan konulardan biri olan Touch Bar, benim için hala tam anlamıyla kendini kanıtlayamamış bir MacBook Pro özelliği. Evet, bazı şeylerde inanılmaz pratiklik sağlıyor. Özellikle de profesyonel uygulamalarda TrackPad yerine Touch Bar ile bazı şeyleri ayarlamak, düzenlemek çok daha kolay.Ancak ben hala elimin kazara Touch Bar’a çarpmasına bir son veremedim. :) Yine de zaman içerisinde -tıpkı Apple Watch’ta olduğu gibi- Touch Bar’ın da daha verimli olacağına ve Mac’in artık ayrılmaz bir parçası olacağına inanıyorum.
Çünkü derinlerde kalmış, tıklamalarla zaman kaybettiren veya zor yapılan bazı işlerin Touch Bar ile kolaylaşması, dinamikleşmesi ciddi zaman kazandırıyor.
Touch Bar’daki favori özelliğim ise emojileri Touch Bar üzerinden seçebilmek. :)
Yeni MacBook Pro: Taşınabilirlik
Benim en çok zorlandığım konu ise 4,5 senenin ardından daha ağır bir bilgisayarı taşımaya alışmak oldu. Evet bu çok kişisel ve belki de takılmamam gereken bir şey. Çünkü MacBook Pro, eski modellere göre zaten daha da hafifledi. Ancak ben 11 inç bir MacBook Air sonrasında henüz hala ağırlığına alışamadım. :)Her ne kadar Touch Bar’ı sevsem, büyük TrackPad’e bayılsam ve Touch ID’yi bir devrim olarak görsem de, hala “Acaba MacBook Pro yerine bir MacBook mu alsaydım?” diye arada düşünmüyor değilim. :)
Dediğim gibi bu çok kişisel bir konu, ilk defa bir MacBook Pro kullanacak ya da daha önce bir 11 inç MacBook Air kullanmamış kişilerin bu konuda bir sıkıntı yaşayacağını sanmıyorum...
iPad Pro: Almaya değer mi?
2017’nin ilk aylarında artık dayanamayıp bir iPad Pro sahibi olan biri olarak, iş akışımın gittikçe daha fazla iPad Pro’ya kaydığını itiraf etmem gerekiyor. Fakat asıl kırılma noktası bu seneki WWDC sonrasında iOS 11 ile gerçekleşti.9.7 inç iPad Pro’ma iOS 11 yüklediğim andan itibaren yeni özellikler sayesinde iPad Pro tam bir verimlilik ve kısayol canavarına dönüştü diyebilirim. Zaten pil ömrü, hafifilik, taşınabilirlik, uygulamalar arası geçiş ve entegrasyon, hız gibi konularda üstünken, iOS 11 ile Mac’in pratikliği ve hızı da iOS ailesine taşınıyor.
Bir yandan da iPad Pro, Mac’in sağlayamadığı bazı ekstra avantajlarla öne çıkmaya çalışıyor.
iPad Pro: Smart Keyboard ve Pencil
iPad Pro’yu alırken Smart Keyboard ve Apple Pencil’ı da yanında alırken -fiyat dışında- hiç tereddüt etmedim. :) Smart Keyboard zaten hem pratik bir klavye hem de iyi bir ekran koruması olduğu için karar vermek çok kolay. Ancak Pencil için insan iki defa düşünüyor. Acaba işime yarayacak mı, kullanabilecek miyim? Çizim mi yapacağım, not alabilecek miyim?İlk zamanlarda alışık da olmadığım için Pencil biraz atıl kaldı açıkçası. Ancak son zamanlarda -biraz kendimi de zorlayarak- Pencil’ı günlük bazı işlerime sokmaya başladım.
Bazı çizimleri kağıt üzerine yapmak yerine iPad’de yapmaya başladım. Bazı notları kağıda almak yerine iPad’e Pencil ile almaya başladım. (Bu konuda iOS 11 daha da pratik çözümler getiriyor zaten) Bir süredir aklımda olan bazı şeyleri grafikler, çizimler yaparak görselleştirmek istiyordum, çeşitli çizim uygulamalarıyla bunları yapmaya başladım. Ve bir de yine iOS 11 ile daha kolay hale gelen ekran görüntüsü alıp (ya da bir web sitesini PDF hale getirip) üzerine çizimler veya notlar alabilmek benim için Pencil’ın en pratik kullanım alanları oldu.
Ne yazık ki çok yaratıcı bir insan olmadığım için daha detaylı çizimler, vb yapamıyorum ama bunlar da benim mutlu olduğum ve kendimce daha pratik bir şekilde iş akışımı zenginleştirirken yaratıcı olabildiğim alanlar. :)
iPad Pro: Ofis paketleri
Apple’ın kendi ofis uygulamaları olan Keynote, Numbers ve Pages ile oldukça mutlu olmama rağmen, günlük hayatta bir Excel ya da Word belgesiyle karşılaşmamak mümkün değil. Şükür ki Microsoft da iPad üzerindeki ofis paketini çok iyi güncelliyor ve oldukça iyi uygulamalara sahip: Word, Excel ve Powerpoint.Her iki paket içerisindeki uygulamaları da severek, ve verimli bir şekilde kullanıyorum. Yine iOS 11 ile birlikte gelen Dosyalar (Files) uygulamasıyla artık dosyaları farklı platformlarda olsalar da (Dropbox, OneDrive, Google Drive vb) yönetmek ve uygulamalar arasında bu dosyalar için geçiş yapmak çok kolaylaşıyor.
Şimdiye kadar iPad Pro üzerinde onlarca doküman, hesap tablosu ve sunuş üzerinde çalıştım. Başlarda biraz zorlandığımı, neyi nasıl yapacağımı keşfetmeye ihtiyaç duyduğumu itiraf etmem gerekiyor. Ancak bunları öğrendikçe daha pratik bir şekilde çalışmaya, daha hızlı olmaya ve işimin kolaylaşmaya başladığını farkettim.
Bu sebeple şu anda çok çok özel bazı işler dışında ofis uygulamaları için MacBook Pro’ya ihtiyaç da duymuyor, işimi iPad Pro üzerinden halledebiliyorum.
MacBook Pro mu, iPad Pro mu?
Gelelim en büyük tartışmaya... ‘Geleceğin bilgisayarı’ Apple’ın iddia ettiği gibi gerçekten iPad mi? Ben iPad Pro’yu nasıl kullanıyorum? Memnun muyum? MacBook ailesine artık ihtiyaç kalmayacak mı? gibi kritik tartışmalara...Detaylara geçmeden önce küçük bir örnek ile başlayalım. Bundan onlarca yıl önceki ilk bilgisayarlara baktığımızda dev ‘mainframe’ler, oda büyüklüğünde bilgisayarlar olduğunu biliyoruz. Bunlar çok büyük işler, hesaplamalar içindi ve genellikle de bilgisayar bilimciler tarafından, az sayıda uzman bilimadamı tarafından kullanılabiliyordu.
Sonra masaüstü ve dizüstü bilgisayarlar yavaş yavaş hayatımıza girdi ve bunları kullanan insanlar daha az teknik bilgiye sahip, daha geniş bir kitle oldu. Günlük işler için de bilgisayarlar kullanılmaya başlandı. Kullanıcı kitlesi milyonlara ulaştı.
Mobil cihazlara geldiğimizde ise artık milyarlara ulaşan, ve neredeyse dünya üzerindeki herkesin kullanabildiği, her türlü basit oyundan, en basit işlerin bile halledilebildiği cihazlar olduğunu görüyoruz.
Yani cihazlar değiştikçe, nesil atladıkça daha geniş bir kitleye ulaşıyor ve kullanımı da kolaylaşıyor. Bu eski nesil cihazların tamamen yok olacağı anlamına da gelmiyor elbette.
Şu anda bir laptop kullanıyorsanız, muhtemelen gelecekte de laptop ile işlerinizi halletmeye devam edeceksiniz. Onlar bir süre daha var olmaya devam edecekler. Tıpkı Steve Jobs’ın dediği gibi, PC’ler geleceğin kamyonları, tabletler ise arabaları. Çok fazla insan onları kullanmıyor, ama kamyonlar hala yollarda olmaya devam ediyorlar, olacaklar da. Çünkü onlara hala ihtiyaç var. Fakat çoğunluk arabaları (tabletleri) tercih edecek. Tıpkı desktop bilgisayarların ortadan kalkmadığı ve bir süre daha kalkmayacağı gibi.
1960’larda bir oda dolusu insanın hesap yaptığı şeyler, şu anda tek bir Excel hücresi içerisinde yapılabiliyor. O kadar insan ise şimdi başka işler yapıyor. Eğer daktilo sonrasında bilgisayar kullanmayı öğrenmeselerdi işsiz olacaklardı. Basit terminaller sonrasında ofis uygulamalarını öğrenmeselerdi belki yine işsiz kalacaklardı. Şimdi de bir beyaz yakalı olarak bir işte çalışabilmek için temel bilgisayar bilgisi, e-posta alıp göndermek, ofis paketlerini bilmek gibi bazı ‘olmazsa olmazlara’ ihtiyaç duyuluyor.
Ancak kritik olan bilgi artık bunlar değil, bu temel becerilerin üzerine ne gibi yaratıcı ya da karar verici yeteneklerimizin olduğu. Gelecekte de şu anda yaptığımız bir çok şeyi yapay zekaya (AI) bırakacağız. Yetenekli ve becerikli olanlar ise yapay zekaya yardım edecek, onu yönlendirecek ve belki de onun yapamayacağı yaratıcılıkta bazı işler yapacak.
Mobil cihazların açtığı yolda, iPad de bir mobil cihaz olarak dizüstü ve masaüstü cihazların yapamadığı işleri yapmaya izin veriyor olacak, ve şu anda yaşlanan bizler tarafından değil, yeni nesil tarafından ağırlıklı olarak kullanılacak. Dokunmatik ekran dışında bir şey kullanmamış olan gençler, elbette bu yeni nesil cihazlarla iş hayatına atılacak ve şu anda hayal edemediğimiz işleri yapacak.
Swift Playgrounds ise kodlama öğrenen gençler, belki de bir fabrikadaki otomatize sistemleri ellerindeki tabletlerle yönetecek, hataları bulacak, çözecek, bunlarla tasarlayacak. Şu anda ‘olmaz, olamaz’ dediğimiz bir çok şeyi tabletlerle de yapabilecek. Tekrar edeyim, bazı işler için elbette dizüstü bilgisayarlar, bazıları içinse masaüstü bilgisayarlar yine kullanılacak. Ancak sayıları tabletlerle karşılaştırıldığında daha az olacak.
Bu benim okuduklarımdan ve anladıklarımdan yaptığım basit bir çıkarım, ve tahmin elbette. Peki günümüze geri dönecek olursak, durum nasıl? :)
Ben şu anda günlük işlerimin %90’ını bir iPad Pro ile halledebiliyorum. Bu yüzden de 2009’dan beri ilk defa bir tatile çıkarken yanıma MacBook’umu almıyorum. Belgelerim, fotoğraflarım, kullandığım uygulamalar, arşivim vb. Her şeyim zaten yanımda ya da ulaşabileceğim şekilde iCloud içerisinde tutuluyor.
Oynadığım oyunların hemen hemen hepsi iOS platformunda ve Mac üzerinde yok, çünkü dokunmatik bir ekrana, iPad üzerindeki diğer sensörlere vb. şeylere ihtiyaç duyuyor. Sevdiğim bazı uygulamalar Mac platformu hiç üretilmemiş bile. Kamera, dokunmatik ekran vb. iOS yetenekleri kullanılarak yeni şeyler öğrenebildiğim, keşfedebildiğim ve bilgiye ulaştığım uygulamalar Mac platformunda ya hiç yok, ya da olması mümkün değil. (Ve bunların %90’ı İngilizce uygulamalar)
Tekrar kodlamaya geri döndüğüm Swift Playgrounds ile $55’a aldığım drone’u yine iPad ile kodluyorum, uçuruyorum. :)
Bu yüzden biraz iddialı bir laf olsa da, 2016 sonunda aldığım MacBook Pro belki de son (kişisel) dizüstü bilgisayarım olabilir. :) Elbette bu hangi işi yaptığım, yapacağım ve nelere ihtiyaç duyacağımla çok ilgili bir seçim veya ihtiyaç olacak. Ancak şu andaki işlerime ve ihtiyaçlarıma bakarak, iPad Pro’nun fazlasıyla yeterli olduğunu söyleyebilirim. Bu yazıyı da şu anda iPad Pro üzerinden yazıyorum. :)
En başta da söylediğim gibi, uzun zamandır yazmak isteyip de yazamadığım bir yazıydı bu. Umarım sizler de keyif almışsınızdır. Yorumlarınızı, değerlendirmelerinizi bekliyorum. Hadi biraz beyin cimnastiği yapalım... :)
Haberde hata mı var?Bize bildirin
Senin fikrin ne?
Bu gelişme hakkında sen ne düşünüyorsun?
Yorumlar
İlk yorumu siz yazın.

